Yaşamda Hedefe Ulaşma ve Başarı

Saatlerce çalışıyor, yazıyor, düşünüyordu. Kendini çok yorgun hissettiğinde eline bir metal parçası alarak, ahşap koltuğuna oturuyor ve anında uykuya dalıyordu. Tam 15 dakikanın sonunda metal parça yere düşüyor ve metal parçanın sesiyle uyanıyordu. Bu metal parçayı bir nevi çalar saat gibi kullanıyordu…
İlk aynalı teleskopu geliştiren, renk ve ışığın niteliğine açıklık getiren, evrensel kütle çekimi yasasını ortaya atarak fizikte devrim gerçekleştiren büyük fizikçi Isaac Newton 1642’nin sonunda İngiltere’nin Woolsthorpe kentinde dünyaya gelmişti ve onun bir hayali vardı; dünyayı değiştirmek. Bu hayali onu ayakta tutuyordu. Hayalini gerçekleştirmek için çok çalışıyor, yemiyor, içmiyor, neredeyse uyumuyordu bile. Sonuçta istediğine ulaştı ve ondan yüzyıllar sonra bile hala adından bahsedilmeye, buluşlarından yararlanılmaya devam edildi.
Newton gibi her insan da kendi hayalini gerçekleştirmek ister, ancak çok az kişi bunu başarır. Çünkü herkes hedefine ulaşmak için yeterince kararlı ve azimli davranmaz. Peki, neden belirlediğimiz hedeflere ulaşmak için yeterince çabalamayız, hiç düşündünüz mü? İsterseniz bunun nedenlerine birlikte bir göz atalım:
Hedef, aslında ulaşılmak istenilen nokta gibi düşünülse de, daha derin anlamda gerçekleştirmek istediğimiz hayallerimizdir. Hayal kurmak, romantik bir durum değildir. Genç, yaşlı, çocuk, evli, bekar, kadın, erkek fark etmez, herkes hayal kurar, kurmalıdır da. Çünkü hayallerimiz, bizim hedeflerimizin gerçekleşmesine destek olur. Hayal kurmak, hedefimize ulaşmamız için bizi harekete geçirir. Hedefine ulaşamayanların ilk eksiği hayal kurmamaktır. Unutulmamalıdır ki; yaşamdaki büyük eylemler önce düşünmeyle hayal gücüyle başlar.
Hedef belirlerken dikkat etmemiz gereken bazı noktalar vardır ki, bunlar bizim hedefimizin ne kadar gerçekçi ve gerçekleştirilebilir olduğunu belirler. 1.90 boyundaki ve 150 kilo ağırlığındaki birinin, kendine “Önümüzdeki ilk Gazi Koşusu’nda birinci gelen atın jokeyi ben olacağım.” şeklinde bir hedef belirlemesi pek de gerçekçi değildir. Çünkü jokeylerin kısa ve zayıf olması gerektiğini, uzun yıllar eğitim alarak bu işi yaptıklarını bilmekteyiz. Kilolu bir kişi zayıflayabilir belki ancak boyunu kısaltması mümkün değildir. Üstelik belirlediği hedefi gerçekleştirmek istediği zaman da, bu idealine ulaşması için yeterli değildir. Demek ki, hedefimizi belirlerken dikkat etmemiz gereken diğer konu da, hedefimiz kendi kapasitemize ve yeteneklerimize uygun olmalıdır. Aksi halde, hedefimize ulaşamamayı en baştan garantilemiş oluruz.
Hedefimize ulaşmak için istikrar da çok önemlidir. İlk hamlemizde hedefe ulaşmak zorunda olduğumuzu düşünmemeliyiz. Defalarca denememiz gerekebilir. Bu noktada yılmadan devam etmek çok önemlidir. Denemelerimizde başarısız olduğumuz zaman “Ben bu işi asla yapamayacağım!” diye düşünmek ve vazgeçmek yerine, neden başarısız olduğumuzu düşünüp, aynı hataları yapmadan bir kez daha denemeliyiz. Başarısız olmak, daha çok çaba göstermemiz gerektiğini anlatır, beceriksiz olduğumuzu değil. Defalarca denemeli, asla vazgeçmemeliyiz. Ünlü bir düşünür, istikrarlı ve azimli olmak gerektiğini şöyle anlatır; “Çaresiz kaldığım zamanlarda gider, bir taş ustası bulur, onu seyrederim. Adam belki yüz kere vurur taşa. Ama değil kırmak, küçücük bir çatlak bile oluşturamaz. Sonra birden, yüz birinci vuruşta taş ikiye ayrılıverir. İşte o zaman anlarım ki; taşı ikiye bölen o son vuruş değil, ondan öncekilerdir.”. Sonuca ulaşmak için, işte o son vuruşu mutlaka yapmak gerekir. Her deneme ve başarısızlık, bir sonraki denemelerimizde hata yapma ihtimalini azaltır.
İnsanın bir hedefinin olması, aslında kendine verdiği bir sözdür. Bu sözü yerine getirmek, kişinin kendine olan saygısını ve sevgisini, hayatına verdiği değeri gösterir. Kim, kendinin değersiz olduğunu düşünür ki? Hedef belirlemek, kendimize borçlanmaktır. Aynaya her baktığımızda bu borcumuz aklımıza gelir. Hedefimizi bize hatırlatan nesneler, görseller, sözler, yani her şey bizi motive eder. Böylece hedefe ulaşmamız konusunda daha başarılı oluruz.
Başarılı olabilmek için yapmamız gereken en önemli şey de, planlı davranmaktır. Nereye gideceğini bilmeyen bir gemi, kendi istediği yere değil, rüzgar onu nereye götürürse oraya gider. Bizim, hayatımızın kaptanı olmamız gerekir. Kontrol ve dümen bizim elimizde olmalıdır. Yola çıkmadan önce nereye gideceğimizi mutlaka belirlemeliyiz. Yola çıktığımız anda da planlarımıza göre davranmalı, çıkan ilk fırtına ile hemen evimize geri dönmemeliyiz. Başarılı olabilmenin en önemli kuralı budur. Asla vazgeçmemek! Aslında her başarısızlık başarıya giden yolda yeni bir tecrübe ve birikim sahibi olmaktır.
Zamanı çok iyi kullanmalıyız. Dakikaların bizim lehimize ilerlemesini sağlamalıyız. Her geçen dakika bizi sadece hedefimize yaklaştırmalıdır. Planlarımızı ona göre yapmalıyız. Çoğumuz plan yapmayı severiz, ancak uygulama aşamasında yeterince özenli davranmayız. Çok işe yarayan bir taktik paylaşayım sizinle; planınızı bir kağıda detaylı olarak yazın, gün gün, saat saat detaylandırdığınız bu çizelgenin en sonuna bir varış noktası belirtin. Bu noktada, hedefiniz ne ise, onun resmi olsun. Örneğin bir araba almak istiyorsanız, o arabanın resmini ya da tıp fakültesini kazanıp doktor olmak istiyorsanız, o fakültenin resmini, hatta önüne de kendi resminizi koyun. Planınızı uygulamak için çizelgeyi her elinize aldığınızda o resme bakın. Ya da çizelgeyi her gün göreceğiniz bir yere asın, mesela sabah uyandığınızda yüzünüzü yıkamak için kullandığınız lavabonun aynasına yapıştırın. Güne başlarken size hedefinizi hatırlatacak, böylece motivasyonunuz artacaktır.
Hedefimize ulaşıp başarılı olmak için çabalarken, bizi hedefimizden alıkoyacak pek çok engel karşımıza çıkacaktır. Bu engeller, hedefe ulaşma konusunda azimli olanlar için sadece bir aşama, azim ve inancı olmayanlar içinse vazgeçmek için birer bahanedir. Eğer bu engelleri gözümüzde çok büyütüp aşılmayacak gibi görüyorsak hedefimize yeterince odaklanmamışız demektir. Gözümüzü hedeften ayırdığımız anda vazgeçmeye daha yakın olur ve böylece başarısızlığı tercih etmiş oluruz. Unutmamak gerekir ki, yaşamda risk almadan başarılı olunmaz, hedefe ulaşılmaz.
Her birey yaşadığı hayatta bir iz bırakır. Kimisi iyi, kimisi kötü izlerdir. Önemli olan sizin hayatınızın size yakışır bir biçimde olmasıdır. Ünü tüm dünyada kanıtlanmış olan ressam Leonardo Da Vinci, resimlerini yapmaya başlamadan önce tablonun altına imzasını atar, sonra da o imzaya yakışır harika eserler yapardı. Sizler de bu hayata imzanızı atarak başladığınızı düşünün ve şimdi o imzaya yakışır bir hayat yaşayın. Ünlü bir özdeyiş de belirtildiği gibi, “Yaşamı olduğu gibi kabul etmelisiniz, fakat kabul edebileceğiniz gibi olması için de çaba göstermelisiniz.” Hayalleriniz başarılarınızı besleyen vitaminlerdir. Hayallerinizin hiç bitmemesi dileğiyle…

Prof. Dr. Erten GÖKÇE
Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi