Pozitif Düşünce

Pozitif Düşünce

Pozitif düşünce, olumsuzluklara razı olmayan,her koşulda yapabilecek iyi bir şeyin olduğuna inanan , insan hayatını olumlu yönde etkileyen bir düşünce tarzıdır. Bu gün artık iş, spor ve sanat dünyasında bile pozitif düşünce ve beyin gücü verim arttırıcı bir faktör olarak kabul edilmektedir. Doğu felsefesinin ana kaynağı olan pozitif düşünce günümüzde batı tıbbının da benimsediği sihirli bir kelimedir.

Aslında hem kendimizi hem çevremizdeki insanları düşündüğümüz zaman,hepimiz şu yanlışı yapıyoruz; hayatımızın güzelliklerini fark edememe! Olumsuz bakış açımız sebebi ile olumsuz düşünüyor ve mutsuz hissediyoruz. Bu nokta da düşünce ve duyguların öneminden bahsetmem gerekiyor sanırım. Düşüncelerimiz duygularımızı 1.derceden etkilemektedir. Nasıl düşünürsek,duygularımız da o yönde şekillenir.

Örneğin eşinden boşanmıs bir kadın; ‘boşandım ve toplumda kabul görmeyeceğim’ (DÜŞÜNCE)

Mutsuzluk,tedirginlik,karamsarlık. (DUYGU)

Hepimiz aynı dünyada benzer olayları yaşayarak deneyimliyoruz. Bu yaşantıları kendi değerlendirme sistemimizden süzdükten sonra da bu yaşantılara yönelik yargılara varıyoruz. Bu değerlendirme süreci herkeste aynı işleseydi her birimiz aynı düşünür, aynı hareket eder yani robotlaşırdık. Farklılıklar hayatımızı renklendiriyor. Değerlendirme kriteleri çok çeşitli olmakla birlikte yoğunluklu olarak iki ana grupta toplanmakta. Bu iki alan pozitif ve negatif düşünmedir. Tüm yaşadıklarımızı pozitif ve negatif düşünme sürecimize göre değerlendiririz. Yani aynı olayı yaşayan iki ayrı insan ayrı sonuçlar çıkarabilir, ayrı duygulara kapılabilir ve hatta bize olayı ayrı aktarabilirler. Bu her iki düşünce şekli de kullanıla kullanıla zamanla otomatikleşir ve davranışlarımızı yönetmeye başlarlar.

Buna göre şu sonuca ulaşılır: bizi mutlu ya da mutsuz kılan yaşadıklarımız değil, yaşadıklarımıza yüklediğimiz anlamlardır…

Düşünce → Duygu → Fizyolojik Tepki → Davranış

Az önce de bahsettiğim gibi düşüncelerimiz ve duygularımız iç içe geçmiş 2 kavramdır. Hiçbir duygu kendiliğinden ortaya çıkmaz. Hiçbir duygu kendiliğinden ortaya çıkmaz. Mutsuzluk, huzursuzluk, kaygı, öfke, nefret vs. duyguların önünde mutlaka olumsuz bir düşünce vardır. Bu olumsuz düşünce zamanla otomatik hale geldiği için beynimizden saniyenin milyonda biri hızla geçer. Bu kadar hızlı geçen düşünceleri bilincimiz algılayamaz. Fakat bir sineğin uçuşunu bile kaydeden bilinçaltımız bu otomatik düşünceyi algılar ve kaydeder. Yani biz farkına varmadan beynimizde bazı kimyasal değişimler olur. Bu otomatik olumsuz düşünce olumsuz duyguları tetikler. Ardından vücudumuz beyinden aldığı emirle fizyolojik tepkiler verir. Bunlar kızarma, terleme titreme, sesin yükselmesi, kalp atış hızının artması, soluk alışverişinin hızlanması gibi tepkilerdir. Son olan da bunlarla uyum gösteren bir davranış sergilemektir. Örneğin bir eleştiri karşısında “kimse beni eleştiremez, ne haddine” şeklinde bir yargınız varsa (düşünce) öfkelenir (duygu) ve kızarırsınız (fizyolojik tepki). Ardından sizi eleştiren kişiye saldırabilir, kavga edebilir, ona zarar verebilirsiniz (davranış). Bu sistemi kendi lehinize çevirmeniz ve kullanmanız da mümkündür. Çünkü aynı şekilde olumlu düşünceler de olumlu duyguları doğurur. Aynı örnekte “eleştiri, benim hatalarımı görmemi sağlar” şeklinde bir düşünce sizi sakinliğe (duygu) ve dinlemeye (davranış) yöneltir.

Bunu başlangıçta bilinçli yaparak zamanla otomatik hale dönüştürebilirsiniz. Araba kullanmayı ilk öğrendiğiniz zamanı anımsayın. Vites değiştirirken debriyaja basmayı, sinyal vermeyi vs. bilinçli olarak düşünüp sonra yapıyordunuz. Fakat belli bir kilometre yol yaptıktan sonra bunların hepsi refleks olarak yapılmaya başlar. Aslında yine düşünüyorsunuz fakat bilincinizden o kadar hızlı geçiyor ki farkedemiyorsunuz. Sonuç olarak resim aynıdır fakat nasıl bakarsanız öyle görürsünüz. Bu düşünce sistemi yerleştikçe dünyayı ve size sunduklarını algılama şekliniz de değişir..

OLUMLU DÜŞÜNMEK İÇİN:

  1. Kendimizi başkalarıyla kıyaslamayalım.
  2. Olumsuz düşüncelerimizin yerini olumlu düşüncelere bırakalım.
  3. Kendimize pozitif bir bakış açısı bulalım.
  4. Kendimize uygun bir slogan yaratalım. Örneğin; ‘ben bedenimi ve duygularımı kontrol edebilirim,başarılı olabilirim.’
  5. Hayatta başarısızlıklarımızdan çok başarılarımızı hatırlayalım.
  6. Duygularımızı kontrol edemeyiz fakat,onları oluşturan düşüncelerimizi kontrol edebiliriz.
  7. Çevremizdeki tüm insanları değiştirmemiz mümkün değildir. O halde; İnsanları değiştirmek için harcanan enerjiyi kendimize yöneltmek en akıllıca davranıştır.

SON OLARAK; Asla başarılı olamam diye yola çıkarsanız asla başarılı olamazsınız. Başarılıyım diye başladığınız işler sonuca ulaşır. Olumlu motivasyon ile tüm zorlukların üstesinden gelebilirsiniz. Bacakları olmayan birinin yüzme şampiyonu olduğunu, kolları olmayan bir kişinin resim sergisi açtığını ya da imkansızlıklar içinde büyüyen bir çocuğun azmiyle çok iyi yerlerde eğitim görmeye hak kazandığını görebiliyoruz…

Gizem GÜZELLER

Eğitim Koçu

Beceriler

Gönderildi

16/02/2017